Teach me to radiate/preach me anything
Nisan 25, 2007
If you do not plan to uncover the verdure, then teach me how to radiate, so that i can melt you; but you undendingly, blindingly radiate! If you plan to grant me a warm hug, do not hesitate, but i agree about the time and space stuff. Then I’ll be a devout listener and we will shine together.
But, am i dreaming?
I wonder if you whisper my name.
Though fire rages within me, no fire burns fiercer than his desire
am i responsible for my dreams?
Mart 9, 2007
Engelleyemiyorum, neredeyse her gece o aynı renkler, aynı mekanlarda bana o zehiri içirmesine izin veriyorum. Kendi içtiğim zehirde ise onu gözümün önüne getirip yıllardır yakamdan atamadığım huyumu lanetle anıyorum, anıyorum ki aynı hatayı bininciye yapmayayım. Yok etmek için yaratılmış gibiyim, yok ettiklerimin artıklarıyla kendime harika şatolar inşa etmesini çok iyi beceriyorum ama.
O orada olmasa da onu görebiliyorum, orada olduğunda da bakamıyorum, bakınca ya uyanıyorum ya da “ne oluyor” sorusuyla afallıyorum.
Kar kalkalı haftalar oluyor, bahar içime girmeye çalışıyor ama kim yapabildi ki bunu şimdiye kadar. İç dünyam sadece “güz”e ait, yüzümse sirklerdeki aynalar gibi zaten.
Have you ever seen me fail?
Şubat 10, 2007
Let me tell you, i fail as if i fall, unconsciously, step by step, but it ends out of the blue. This is what makes it ambiguous. You must see me, how naive i am! Slowly, cheerfully, i explain everything, then it flashes, it burns my senses that i fail to hide you.
It all started when i realised that i fail to hide you from me. You were so bright, how could i? I don’t know how it feels to touch you, i guess it is just like the snow. You see, i can’t achieve to hide you from my imagination, but then i can’t remember anything at all except i gaze at the snow. Conclusion: I never fail, i only fail to fail.
weight of the years bend me and the light of clarity blind me..

i got us flowers for my second doom
Şubat 9, 2007
En başından beri. En beklemediğim mekanda, en niyetsiz anımda birden karşıma çıkıyor, ve gözümün önünden silemediğim parlaklığı zihnimi uyuşturuyor yıllarca. Sadece kendimi kandırıyorum, başkalarını kandırmaktan acizim. İçimden bolca yalan söyledim, sabahlara kadar plan yapıp kendi kuyumu kazdım ama geceleri olduğu kadar gündüz de peşimi bırakmadı. Bazen ona doğru yürüdüm, bazen onun yoluna çıkıp zaferimle dalga geçtim. Bu rezillik, bu umutsuzluk ilk değil. Kalbime bir şeyler tıkıştırmak lazım, gözlerimden sızacak diye korkuyorum, kendimi defalarca ele veriyordum az daha! Sahibinin adını bile unuttuğum çiçeği saklıyorum, o mide bulantısı veren defterleri de. Ama bunu bilinçli olarak yapıyorum. Oysa O bir şekilde bir kaç gün arayla ortası delik bir deftere bi kaç çizik, belki donuk bir bakış atarak geçip gidiyor,ben bir şey yapmıyorum ki! Herşeyi kendi kayda geçiriyor! Ağır yürüyor diye kızardım hep, belki de ben hızlıyım. Bir şeyler zannediyorum ama tamamen yanılıyor da olabilirim.