staining is fun, isn’t it?
Temmuz 8, 2007
Now i know what to hide and what to reveal, and you will only see a bloody mask, with a lovely smile from now on. Run away from my eyes, they may lead you to crave for vomiting, run till you die, run, you may pray to die. They seal your mind and suck your blood, for i will not condescend to do so with my lips.
…and
thinking of the seal on my heart with her blood, it is nothing.
No light will save them now
When the words of hope have all been spoken
And I wash the blood from my hands
And let them lie silent and cold on the flowers
Uçmaya gidiyorum, seni diyarlarda aramaya. Her dala konmadan, her sudan tatmadan bulabilecek miyim seni? Nereye sakladın kendini? Yıllar önce gölgeler arasında bir ipucu, bırakamadım o ipi, her manzarada, her akşamda aradım geri kalanını, diğer ucunu senin tuttuğuna inandım. Sonra bir akşamüstü, güneş vurdu bir çift göze, sen de gözükmek istiyordun artık bana demek! Güneş mi parladı sende, gözlerin mi ışıldattı onu anlamadan, sesinin tadına varmaya başladım. En ihtişamlı bahçenin en nadir kokusunu hissettirdin bana, o kokuyu duymadıkça, gözlerinde kendimi görmedikçe… damla damla… akıyor kanatlarımdan özlemin…
“…’yı bulmalısın.”
Haziran 23, 2007
2001 yazı. Büyüdüğüm yaz mı desem. Odada yanan zavallı ışık, karşı evin duvarında bir deve dönüştürüyor beni. Görkemli bir geminin geçişini izledim, rüzgarlıydı oldukça, annem çağırıyor, ben bir kaç notanın daha peşinde. Odamdan izlemeye devam ettim. Sonra yattım huzursuz bir uykuya. Yemek kabul etmeyen bünyem, titrek bir sese, o narin ellere esir bünyem o gece o rüyayla kurtardı kendisini. Bir ağustos gecesiydi sanırsam, notalarla duaların, dualarla küfürlerin, küfürle çaresizliğin birleştiği gece. Bir ses “…’yı bulmalısın” diyordu. “Peki ama nerede?” diye çıkamayan sesimle yalvardım. “Bekleyeceksin, ama mutlaka … ile olmalı ne olacaksa.”
Devleştiğim duvarın dibinde bir masa, bana bakıyorlar, …’dan bahsediyorlar.
20 dakika yazamadım buraya.
Her neyse, o içime doğan rengi de o ismi de tanıdım sayılır. Şimdi “ara bir deniz”in seyrine dalmak var mı… Onu göreceğim.
Rüyalara inanırım bir de.